
Almanya’da Türkleri yakanlar Alman istihbaratı bağlantılı
Mayıs 8, 2008ALMANYA’DA YABANCILAR ARASINDA TEK HEDEF TÜRKLER!
Türkleri yakanlar, Alman istihbaratı bağlantılı
“On sene Önce Alman hükümeti Nazi Partisini kapatlırma girişiminde bulundu. Yazdıkları bildiriler, yöneticilerin yaptığı konuşmalar delil olarak toplandı… Bunları yazmış ve söylemiş olanların ifadesinin alınması durumuna gelince birdenbire başka bir durum o zaman ortaya çıktı. Bu kişiler meğer Alman istihbarat teşkilatının memurlarıymış
Dr. Yavuz Dedegil. Irkçı saldırılar Alman toplumunda aşağıdan yukarı doğru değil, yukardan aşağ doğru örgüflenir”
Dr. Yavuz Dedegil, Almanya’da ADD Birlik Genel Başkanlığı yapmış bir isim. Kendisi daha önce Türklerle-Almanlar arasında Koordinasyon Kurulu başkanlığını da yürüttü. Dr. Dedegil, Almanya’daki Irkçı saldırılarla ilgili bilinmeyen ve gizlenen gerçekleri Aydınlık’a anlattı.
AYDINLIK- Türklere karşı ırkçı saldırılar ne oranda gerçekleşiyor?
DR. YAVUZ DEDEGIL- Bugüne kadar hiçbir Rum’un, Yugoslav’ın, Portekizli’nin evi yakılmadı. Evi yakılanlar, Türkler ve Vietnamlılar. Asya kökenli ve Hıristiyan olmayanlar seçiliyor.
Politik olayın olmadığı bir zamanda da hiçbir Türkün evi yakılmamıştır. Daima genel veya eyalet seçimleri sırasında ev yakma olayları yaşanmıştın
“ALMAN İÇİŞLERİ BAKANI’NA GÖRE TÜRKLER-TERÖRİSTTİR”
AYDINLIK- Neden böyle bir zamanlama var?
DR. DEDEGIL- Çünkü Hıristiyan Demokrat Partisi, seçimlerde yabancı düşmanlığını hep bir propaganda malzemesi olarak kullanın Geçenlerde Türkiye’ye gelen Alman İçişleri Bakanı Schauble, bir Alman tarafından saldırıya uğrayarak tekerlekli sandalyeye düştüğü halde hep Türkleri “terörist” olarak görün Almanya’da Müslüman demek Türk demektir. Almanya’da bir Müslüman dolayısıyla bir Türk her zaman potansiyel bir teröristtir. Alman İçişleri Bakanı’nın bütün konuşmaları, bütün önerdiği kanun teklifleri bu meyandadır.
AYDINLIK- Kendisi bu sözü açık biçimde telaffuz etti mi?
DR. DEDEGİL- Sürekli söylüyor. Şimdi bakın 20-30 yıldır Almanya’da hiçbir terör saldırısı olmamıştır. Fakat Schauble, zaman bir terörist saldırısından bahsetmiştir. Hep El Kaide’yle, Türkiye’yi de birbirine Karıştırır ama bunu kasıtlı mı yapıyor yoksa bilmeden mi yapıyor bilinmez.
“TÜRKİYE KARŞITI ŞERİATÇILARA MÜDAHALE YOK”
AYDINLIK- Peki Alamanya ‘da Türkiye’nin aleyhinde faaliyet yürüten şeriatçı örgütler Bunlara karşı bir uygulama yapılıyor mu Almanya’da?
DR. DEDEGIL- Yok onlara dokunulmaz. Örneğin Kaplan yani” Karases” Almanya’da her türlü olayı yaptı ama kimse onlara dokunmadı. Benim bulunduğum kente geldiler, bin kişi yüksek mahkemeyi işgal etmeye kalktılar. Hiçbir şey yapılmadı.
Heuerswerde denilen yerde Vietnamlı’ları hedef alan yakma olayları yaşandı. Bir yurt yakıldı. O güne kadar böyle bir hadise olmamıştı. Bu yurdun yakmlasından kısa bir süre önce Hıristiyan Demokrat Parti’nin Genel Sekreteri parti merkezlerine yabancıların aleyhine yazılmış bir genelge yayınlıyor.
Almanlar, Vietnamlıların yakıldığı yere gitti ve yangını alkışlarıyla destekledi. “Yabancılar düşmanınızdır” deniliyor ve Almanlar dolduruluyor Bu olay sonrasında kimse tutuklandı mı? kimse yargılandı mı? Yok.
Almanya Hukuku’nda savcı Bakan’ın emrindedir. Türkiye ki gibi yargı bağımsız değil Sonra Solingen’de Türklerin yakıldığı olay oldu.
YAKANLAR EŞRAFIN ÇOCUKLA RI
AYDINLIK-Vietnamlılara yapılan saldırıdan hemen sonra Solingen faciası oldu öyle mi?Yani bir paketin parçası mı bu?
DR.DEDEGIL. Evet. İlk defa Vietnamlıların oturduğu evler yakılmıştır. Bunun dışında hep Türklerin yaşadığı evler yakılmıştır. Solingen’deki olaydan bir gün sonra üç kişi tutuklandı. Bu üç genç, o şehrin üç müstesna ailesinin çocukları. Biri hakimin çocuğu, biri doktorun çocuğu, biri belediye encümen üyesinin çocuğu. Eşrafın çocukları. Çocuklar ertesi gün delil yetersizliğinden serbest bırakıldı.
BİR YIL HAPİS ALDILAR
Ancak ölen Türklerin avukatları deliller topladı, savcılık delil baskısı altında olaydan bir yıl sonra gençleri yeniden tutukladı. Yargılandılar, akla gelen ya da gelmeyen bütün hafifletici sebepler kullanıldı ve çocuklar bir yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bir yıl hapis cezasına çarptırıldılar ama ben on gün yattıklarına bile inanmıyorum. Türkleri ya kanlar “okullarından geri kalmasınlar” diye serbest bırakıldılar. Bu çocuklar gelecekte hakim olacak, savcı olacak, bakan olacak.
Malburg Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin bir araştırması var. İnternetten ulaşılabilin 1992’den l995’e kadar Türklere karşı yapılan saldırıların gün gün dökümü tutulmuştur. 365 günün 365’inde de Türklere saldırı yapıldığını gösteren yıllar vardı. Bıçaklanan Türk vardır, dövülen Türk vardır, Evi, dükkanı yakılan Türk vardır. Bunlar basında yer almaz.
AYDINLIK- Basında yer almayan bir örnek verebilir misiniz?
DR. DEDEGİL- Benim kaldığım şehir Karlsruhe’de Türklerin kaldığı bir ev kundaklandı. Olayın kundaklama olduğu polis kayıtlarına geçti. Üç Türk yanarak öldü. Hiçbir Alman basın organında göremedik. Aynı şekilde Türk basını da vermedi.
“1995 YILINDA ÜÇ TÜRK YAKILDI, BASINA YANSIMADI”
AYDINLIK- Ne zaman oldu bu olay?
DR.DEDEGIL- 1995 yılında oldu. Üç Türk yanarak öldü ve bu olay örtbas edildi.
AYDINLIK- Nasıl örtbas edilebildi ki aileleri yok m uydu ölenlerin?
DR. DEDEGIL- Aileleri konuşamadı. Ben koordinasyon kurulu başkanıydım, polis bana telefon etti ve olayın bir kundaklama olduğunu söyledi. Ben aynı gün şehrin merkezine bir yürüyüş organize ettim ama olay sonra uyutuldu. Polis kundaklama olduğunu tespit etti ama fail ortada yok. Bundan on sene önce Rostok’ta bir olay var. 250 Vietnamlı’nın kaldığı bir yurt yakıldı. 0 gün kentte Alman eyalet içişleri bakanlarının toplantısı vardı. Bir yığın polis ve basın mensubu vardı kentte. 0 gün yurt yakıldı. Yurdun kapısı ve çıkış noktalarından kundaklama başladı.
AYDINLIK- Yani planlı yapılıyor bu saldırılar, insanların kurtulması engelleniyor öyle mi?
DR. DEDEGIL- Planlı tabii, insanların çıkması engelleniyor. Bütün olaylarda aynı şey var. Son olayda çocukların verdiği ifadeye bakarsanız yangın merdivenden çıkartılıyor, Bütün yangınlarda aynıydı.
ADYDINLIK –Peki efendim şimdi merdivenler ve çıkışlar yakılınca İnsanları kurtarma görevi itfaiyeye veriliyor İtfaiye yangınlara müdahale etmior mu?
“Alman İçişleri Bakanı Schauble, bir Alman tarafından saldırıya uğrayarak tekerlekli sandalyeye düşlüğü halde hep Türkleri ‘terörist” alarak görür.
DR. DEDEGIL- Bakın Rostok yangını üç saat süreyle Alman devlet televizyonu tarafından canlı yayınlanmıştır. Manzara şu: Ateşe verenler ve seyre gelenler birlikte yangını izliyor ve alkışlarla destek veriyor. Yurdun önünde sevinç çığlıkları atılıyor içeride de 250 kişi canhıraş bağırıyor. Tesadüfen içeride Alman Devlet Televizyonu ikinci kanalının ekibi var. Bina yakılınca onlar da mahsur kalıyor. Poliş olayı görüyor hiçbir hareket yok. İtfaiye aracı geliyor yangını görüyor, binanın önünde duruyor, hiçbir şey yapmıyor, ne bir merdiven uzatıyor ne de su sıkıyor. İkinci bir itfaiye aracı geliyor o da müdahale etmiyor. Biz bunu televizyonda üç saat seyrettik. İçeride mahsur kalan Alman televizyoncular daha sonra nasıl kurtulduklarını anlattılar. Çatı arasında bitişik binaya ait bir duvarı yıkıp kurtuluyorlar. Bunu başaramasalar 255 kişi cayır cayır yanacaktı.
“KARAKOLDAKİ DAYAK HAKİMİ İLGİLENDİRMEDİ
AYDINLIK- Saldırılar nedeniyle mahkum edilme oranı nedir?
DR. DEDEGİL- Çok az, son derece az. Size küçük bir anımı anlatayım. Mahkemede tercümanlık yapıyorum. İki Alman genç savcılığa bir polisin bir Türk’ü feci şekilde dövdüğünü belirten suç duyurusu yapmıştı. Hakim dövülen Türk’e sordu:
“Polisler sizi dövdü mü?” Adam “ben bu polisleri hiç görmedim” dedi. Hakim tekrar sordu: “Şu restoranın önünde bu polisler sizi dövmedi mi?” Adam: “ben zil zurna sarhoştum hatırlamıyorum” dedi. Hakim: “Nasıl hatırlamazsın, elimizde doktor raporu var beş kaburgan kırılmış” dedi, Türk de “ben kendime geldiğim de karakolda yerde yatıyordum, beni beş on polis yerde tekmeliyordu. Belki o zaman kemiklerim kırılmıştır” dedi. Hakim dedi ki:“bu davamızın konusu değildir. Bizim davamızın konusu karakolda yediğiniz dayak değil, restoran önünde yediğiniz dayak tır” dedi ve dayakçı polisler beraat etti.
ALMAN HAPİSHANELERİNDE “iNTİHAR” EDEN TÜRKLER
Alman hapishanelerinde Türklerin intihar oranı çok dikkate değer 31 genç intihar etmiş sözde Ben bunları inceledim. Doktor raporlarında diyor ki “çocuklar ha pisten çıkması yaklaşmış sağlıklı kişiler. Ölümler şüphelidir.’ Tahkikat yok, otopsi yok. “Buyurur cenazenizi alın gidin.” Türklere yönelik saldırıların duyulan kısmı:yapılanların yüzde biri değildir Ancak dokuz Türk yakılırsa Türkiye’de duyarsanız. Almanya’da biz yüzde 10’unu duyarız.
AYDINLIK- Bu bilgiler Türkiye ’ye neden gelmiyor. Türk Hükümeti’yle oradaki Türkler arasındı bir koordinasyon yok mu?
DR. DEDEGİL- Bu koordinasyon vardı iptal edildi. AKP Hükümeti AB baskısı altında kaldırdı. Alman Hükümeti de baskıyla olayların Alman basınına yansımasını engelliyor. Karlsruhe’de üç Türk’ün yakılarak öldürüldüğü Alman basınında gösterilmedi. O zamanki Türk başkonsolosu yap tığımız gösteride konuşmacı olmayı reddetti. “Türk-Alman ilişkisi bozulmasın” diye.
Almanya’da gayet kesif bu Türk düşmanlığı mevcuttur. Bu düşmanlık yukarıdan gelen işaretler sonrasında oluşmuştur. Ama Türk hükümetleri bunu hiçbir zaman doğru tahlil edememiştir. Türk diplomatları bu konulara yeterince eğilmemiştir. Onur Öymen Solingen saldırısından sonra o zaman büyükelçiydi- “Türkler neden yakıyorsunuz? onlar da vergi veriyor” demiştir. Yani “vergi vermeyenleri yakın” der gibi.
NAZİ YÖNETİCİLERİ ALMAN İSTİHBARATININ ADAMLARI ÇIKTI
AYDINLIK- Nazilerle Alma. Devleti arasındaki ilişki nedir?
DR. DEDEGİL- On sene kadar önce Alman hükümeti ve Alma parlamentosu Nazi eğilimini yasakladı. Partisini kapattırma girişiminde bulundu. Içişleri bakanı anayasa mahkemesine kapatılması için başvuruda bulundu. Tabii savcılık aynı Türkiye’de olduğu gibi partiyle ilgili delilleri topladı. Nelerdir? Yazdıkları bildiriler, muhtelif toplantılarda yöneticilerin yapmış olduğu konuşmalar… Bunları yazmış ve söylemiş olanların ifadesinin alınması durumuna gelince birdenbire başka bir durum o zaman ortaya çıktı.
Bu kişiler meğer Alman istihbarat teşkilatının memurlarıymış. İstihbarat teşkilatının ifade verip
vermemelerine izin vermesi lazım. “Evet o bizim elemanımızdır, izin vermiyoruz” deyip çıktılar. 0 Nazi propagandasının kaynağı aslında Alman istihbarat örgütünün kendi elemanlarıymış. Alman parlamenterlerin de birçoğu burada ilk defa duydu. Bunun üzerine hükümet bu kapatma davasını geri almak zorunda kaldı. Ondan sonra ne yapıldı, basından hemen bu konu tamamen kalktı.
A YDINLIK- Türklere karşı işlenen suçlara karışanlar arasında hiç Alman istihbaratının adamı olduğu saptanan kişi var mı?
DR. DEDEGİL- Türklere ve yabancılara karşı olan hadiselerde bu gibi elemanların olduğu kesindir ama somut olarak şu veya bu isim bugüne kadar yayınlanmış değil.
ALMANYA’NIN TÜRK DÜŞMANLIĞI ABD’DEN BAĞIMSIZ DEĞİL
AYDINLIK- Nerdeyse tek hedefin Türkler olduğunu söylediniz. Neden Almanya’da yaşayan diğer yabancılar değil de Türkler?
DR. DEDEGIL- Bunu ırkçılıktan başka kelimeyle izah etmek mümkün değil. Türkler Alman toplumuna zarar veren bir unsur değil. Oradaki Türklerin varlığı Yugoslav, İtalyan, Portekizli, İspanyol varlığından hiç farklı bir şey değil. Ama evi yakılan Portekizli yoktur Yunanlı yoktur, Yugoslav yoktur, yalnız ve yalnız Türktür.
AYDINLIK- Hitler’in de benimsediği, Alman devletinin klasik doğuya açılma politikası politikası, Türk düşmanlığı bununla alakalı olabilir mi?
DR. DEDEGIL- Alman politikasını güncel hedefleri ve planlarıyla karşılaştırdığımızda aslında olmaması lazım. Alman dış politikasının özeti şudur: Amerika dünyayı paylaşma ve ele geçirme çabasında. Almanya da Amerika’nın dünyayı paylaşmasından payını almak istiyor. Bunu bir ara kendi başına denedi. Türkiye’de PKK’yı destekleyerek, Güneydoğu Anadolu’yu bölme çabaları çok açık bir şekilde ortadaydı. Mesela Alman parlamenterler iki defa Bekaa vadisinde Ocalan’ı ziyaret etti.
Alman devlet televizyonunda Öcalan ile yapılan bir görüşmede Öcalan dedi ki 100 milyon dolarım var. Sordular nereden geliyor bu diye. Bunun yarısı Almanya’dan diye yanıtladı. Bu miktarlar örgütün esnaftan alacağı haraçla olmaz. 100 milyon dolardan bahsettiğimiz zaman bunun arkasında devlet desteği olduğu kesin.
Şimdi Almanya bunu tek başına denedi. Fakat Helmut Schmidt’in kitaplarını okursanız, - bugünkü alman politikası aslında Schmidt’in eseridir denebilir- o diyor ki biz iki defa Amerikalılara karşı veya Amerikalılara rağmen işgal politikası izledik ve başarısız olduk. Bundan sonra diyor Almanya’nın şu politikayı izlemesi lazım: Amerikanın yanında yer alıp, onun emperyalizminden pay almak. Ona taşeronluk yaparsın sen de payını alırsın.
Almanya şu sıralar Afrika’da aktif, Somali’nin bölünme planları içinde. Nerde görüyoruz Almanya’yı? Ne kadar inkar etse Amerika’nın Irak’ı işgalinde, önceden hedeflerin tespiti, yerlerin tespiti, gereken bilgilerin Amerikalılara aktarılması konusunda Alman istihbaratı çok büyük rol oynadı. Nerede görüyoruz Almanları? Afganistan’da.
Yeni bir uydu sistemi kuruyorlar, 500 km yukarıda, yeryüzündeki 80 santime kadarki cisimleri tanıyabiliyor. Sistemin tek sahibi Almanya, AB ülkeleriyle de paylaşmıyor. Şimdi onu Afganistan’da deneyecekler, Amerikalıların kendi uydu sisteminden daha pahalısı, daha kesin resimler elde ederek bir yerde Amerikalıların işgal harekatını da daha etken hale getirmek ve yönlendirmesi için bunu kullanacaklar.
Şimdi bütün bu politika içinde Almanya’daki 2,5 milyon Türk’ün yeri nedir?
“MÜSLÜMAN ÜLKEYLE SAVAŞIMIZDA İÇERDEKİ MÜSLÜMANLAR TEHLiKE”
Bunu bir tek şöyle izah etmek mümkün. 27 Nisan 1997’de Almanya’da bir gazetede küçük bir haber yayınlandı. Bu haber şöyle diyor: İstihbarat teşkilatı ve güvenlik güçlerinin yaptıkları müşterek toplantıda Almanya’daki Müslümanların Almanya’nın muhtemel Müslüman bir ülkeyle yapacağı savaşta büyük tehlike teşkil edecekleri tespit edilmiştir.
Şimdi bu ufacık haberin aslında sayfalarca izah edilmesi gerekli.
Almanya’nın muhtemel bir Müslüman ülkeyle savaşından bahsediyor. Almanya’nın hiçbir hududunda Müslüman ülke yok. Kim olabilir bu? En yakında Türkiye var. Şimdi baktığımız zaman bu ne Irak, ne Somali, ne Afganistan.
Bizim yapacağımız emperyalist ataklarda içerideki Müslüman kitle bizim için tehlike teşkil ediyor diyorlar.
JOHN HOPKİNS’TEKİ ORTAK TOPLANTI
AYDINLIK- Amerika’nın da Türkiye‘yle savaşmak gibi hesapları var. Tatbikatını bile yaptı. Almanya ‘nınki de bu kapsamda mı?
DR. DEDEGIL- Bunun çok açık delilleri var. Şimdi Almanya önce kendisi oradaki Müslüman radikalleri destekledi. Mesela Kaplan teşkilatı. Bu adam yıllarca açık seçik bağırdı. Propaganda yaptı. Hiç dokunmadılar.
Şimdi önce Almanya bunu yapıyordu. 1998’den sonra başka bir gelişme oldu. Sorunun patlak verdiği nokta Lüksemburg zirvesinde Türkiye’nin adaylığının reddedilmesiydi. Adaylığı reddedilince Almanya’da şöyle bir telaş oluştu. Türkiye şimdi ya tamamen ABD’ye yaslanacak yahut politikasını değiştirip doğuya yönelecek. Bunun üzerine Almanya Amerika’yla temas geliştirdi. John Hopkins Üniversitesinde yapılan müşterek toplantıda Almanya’yla Amerika arasında “Türkiye politikalarımızı koordine edelim” kararı alındı. Ve o zamandan başlamış olan bu işbirliği aynen sürmekte. Muhtelif toplantılarda bu daha da genişletildi. Ve bir doğu Akdeniz politikasına örnek şekilde geliştirildi. Onların sonuçlarını Lübnan’ın işgali ile gördük. Bütün bunlarda Amerika ile Almanya koordineli çalışıyon Bakın şu anda Almanya içinde mantar gibi Fethullah okulları kuruluyor.
ALMAN ORDUSUNUN DURUMU
AYDINLIK- Alman ordusu 2. Dünya Savaşı sonrası büyük kısıtlamalara tabi tutuldu. Bu ordunun sınır ötesi bir savaş yapabilecek kabilıyeti var mı?
DR. DEDEGİL- En büyük sınırlama 1990’da iki Almanya’nın birleşebilmesi için 4 eski işgal kuvvetinin müşterek yaptığı anlaşmada yazılmıştı. 0 anlaşmadan 1 ay sonra Almanya derhal Fransa ile temasa geçti. Dedi ki müşterek Avrupa ordusu kuralım. Şimdi müşterek Avrupa ordusu ne oluyor, Almanya olmadan olmuyor. German Foreign Policy dergisinin verdiği bilgiye göre şimdi teklif şu şekilde:
Bütün AB ülkeleri bunu beraber kullansın diye değil. Avrupa Birliği içinde savunmaya ve teknolojiye en çok para ayıran 7 devlet başta Almanya, Fransa, İtalya, İngiltere olmak üzere İspanya, Polonya, Hollanda, bunu yönetsin, diğer 17 devletin de geçici temsilcilikleri gene aynı şekilde buna iştirak etsin, fakat karar mekanizmaları yalnızca bu 7 devletten oluşan kurulun elinde bulunsun. Fakat asker toplarken bütün ülkeler buna asker versin, savaş giderleri konusunda da bütün ülkelere yayılsın, yani bu 7 ülke bu 25 ülkenin savaş kaynaklarını hepsi namına kullanma yetkisini eline geçirmek istedi.
Avrupa’nın kurmakta olduğu ordunun ismi ne? Çabuk Müdahale Ordusu. Müdahale ordusu bir savunma ordusu değildir. Çabuk müdahale ordusu demek belli yerlere çıkartma yapabilen yani dünya çapında herhangi bir noktaya etken bir müdahale yapabilen bir silahlı güçtür .
24 ŞUBAT 2008 • Aydınlık • 11
Almanya’da 100’ün üzerinde Fethullah okulu
AYDINLIK- Fethullah okullarınııı sayısı belli mi?
DR. DEDEGIL- 100’ün üzerinde. Son bildiğim sayı 106’ydı. Bunlar benim oturduğum şehirde önce çocuklara ödev yapmakta yardım şeklinde başlatılan bir şey. Şimdi Alman lise diploması veren bir okul haline geldi. Birçok yerde var ve bir de üniversite kurma peşindeler. Şimdi Fethullah tamamen Amerikan teşkilatı. Bunu Almanya bilmiyor mu? Gayet iyi biliyor. Almanya’nın kendi içindeki Türklere yönelik bu şekilde bir Amerikan teşkilatının onları ele geçirmesine göz yumması ve hatta bilinen şekilde destek vermesi neyi gösteriyor? Bir Amerikan —Alman işbirliğinin kesinlikle ve bilinçli olarak ortada olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla şimdi Türklere karşı olan hareketlerde tek başına bir Almanya’dan bahsedemeyiz. Bu koordine bir Alman-Aıfierikan projesidir.
10. Aydınlık .24 ŞUBAT 2008
AB’nin Emperyalist emelleri
AYDINLIK- Amerikan stratejisi de acil müdahale gücü üzerine kurulu…
DR. DEDEGIL- ABD Rusya’yı yıkınca neredeyse 250 milyonluk teknolojisiyle kendine yakın ama kendisinden üstün olmayan bir düşmanı ortadan kaldırdı; Fakat Sovyetler Birliği’nden katan mirası AB kaptı. Aldı Macaristan’ı, Polonya’yı Çekoslavakya’yı, Baltık ülkelerini ve Slovenya’yı. Hırvatistan’ı almak üzereler zaten. Şimdi Amerika bir şeyden kurtulurken bu sefer karşısında kendisinin iki misli yeni bir blok oluştu. Bugün 455 milyon nüfuslu, çok yüksek teknolojisi olan, Fransa’nın atom denizaltıları var, Ingiltere’nin atom bombası var… Bu sefer karşısında Rusya’dan daha büyük bir güç gördü
AB çok büyük bir güç oldu Yanibugün dünyada Çin’den, Hindistan’dan sonra en büyük güç. 455 milyon nüfuslu ve çok yüksek teknolojili bir güç. Buna göre niyetleri de büyük. Ve bu büyüklük içinde hammadde ihtiyacı da başka,enerji ihtiyacı da başka. Bunları elde etmek için elinde bulunan güç de başka. Ne oldu o güne kadar Afganistan’a bir asker bile göndermeyi düşünmeyen AB, Irak’ta canım bize gereken petrolü alırız onlar da bizden makine alıyor diyebilen bir AB, şimdi canım vermeye ne gerek var askerimiz var alırız. Aynen Amerikan taktiği.
ALMAN ÖZEL KUVVETLERI
AYDINLIK-Almanya Avrupa Ordusu adı altında kendi ordusunu mu kuruyor? DR. DEDEGIL- Özel güçler yetiştiriyor. Bu özel güçlerin talimleri falan da çok farklı. Mesela bir doğulu, bir Arap nasıl sorgulanır? Buna ne işkenceler yapılır? Bunu kendi askerleriüzerinde deniyorlar ve bu arada ağır yaralanan hatta ölen askerler olduğu iddia ediliyor. Yani yetiştirmekte olduğu güç artık bizim klasik anlamda dünya savaşlarından bildiğimiz ordu değil. Aynı Amerika’nın dış ülkelerde kullanmak üzere özel yetiştirdiği, özellıkle gaddarlaştırılmış, özel teknıklerle eğıtılmış, özel bır guç
24 Şubat 2008 Aydınlık sayı 1075

