h1

Laiklik zedelenemez

Mayıs 8, 2008

Usta gazeteci Hulki Cevizoğlu’nun Kanaltürk Televizyonu’nda canlı olarak yayınlanan Ceviz Kabuğu programında bu hafta, “İslam-Türban ve Cumhuriyet” konusu tartışıldı. Programın stüdyo konukları Sel“İslam- Türban ve Cumhuriyet” kavramının tartışıldığı Ceviz Kabuğu programına katılan Sabih Kanadoğlu ve Doç. Dr. Şahin Filiz gündemle ilgili önemli açıklamalarda bulunduçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Felsefesi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şahin Filiz ve Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu idi. Kanadoğlu, “Türbanın üniversitelerde serbest bırakılmasının, Cumhuriyet devrimlerini yok etmek için yapılan bir çalışma” olduğunu vurguladı ve anayasa değişikliğinin buna imkan veremeyeceğini söyledi. Kanadoğlu, “Anayasa’da 2. madde durduğu sürece isterlerse açıkça ’türban serbesttir’ maddesini eklesinler. Yapmaya çalıştıkları değişiklikle türbanı üniversitelere sokmaları mümkün değil… Bu şekilde laik cumhuriyete zarar veremezler. Türbanı anayasaya sokma girişimleri soksalar dahi başarısız olacaktır” dedi.

Kur’an’da örtünme Yetki ve sınırımızı biliyoruz

Üniversiteler Arası Kurul (ÜAK) Başkanı ve Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Akaydın da programa telefonla katılarak, hem türban hem de YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’ın rektörlere yaptığı “türbanla ilgili konuşmayın” uyarısı hakkındaki fikirlerini açıkladı. Akaydın, şu çarpıcı açıklamaları yaptı:

“YÖK Başkanı kurulun görev alanı dışına çıktığını söyledi. Ben buna kesinlikle katılmıyorum. Üniversitelerin toplumsal bir sorumluluğu var. Ülke ve siyasete ışık tutmalılar. Tartışılan konu akademide sorun yarattığı için akademi bunu konuşabilir. Biz görevimiz yaptık. Bunda yasalara aykırı bir şey yok… ” Prof. Akaydın, Başbakanın başı kapalı bir lise öğrencisini arayıp teselli etmesini mahalle baskısının en tipik örneği olarak tanımladı. Yetki alanlarımızı ve sınırlarımız biliyoruz diyen Mustafa Akaydın, “idari amir korkusuyla üniversite yönetilmez. Başkanın açıklamalarını talihsiz bir olay olarak kabul ediyorum” açıklamasını yaptı.

+++++

Dinsizlik olarak görülmesin

Programa telefonla bağlanan bazı izleyiciler ise, Doç. Dr. Şahin Filiz’in Kuran’da başörtüsünün varlığı konusundaki görüşlerine karşı çıktılar. Net bir ifade olmamasının hiç olmadığı anlamına gelmeyeceğini savunan izleyicilerden biri olan Emekli İmam İmdat Kaya, iddiasını daha da ileri götürdü. Daha sonra, 28 Şubat döneminde eski Sultanbeyli Belediyesi Mezarlıklar Müdürü olduğu anlaşılan İmdat Kaya, “laik devletin askeri şehit olabilir mi?” diye sordu. Kaya’nın bu sözlerine Hulki Cevizoğlu ve izleyiciler büyük tepki gösterdiler. Cevizoğlu, “İşte bu, laikliği dinsizlik olarak gören ve gösteren zihniyettir, onun sonucudur. Bizim askerlerimiz tarih boyunca ‘Allah, Allah’diye hücum etmişlerdir” dedi. Çok sayıdaki izleyici de, gönderdiği iletilerde, tepkilerini gösterdiler. Bazı izleyiciler ise, “Bu mantığın sahibi, dinsiz olarak gördüğü laik devletten yıllarca imam olarak niçin maaş aldı, bunu nasıl kabul etti? O mantığa göre bu haram olmuyor mu?” diye tepkilerini gösterdiler.

+++++

YÖK Başkanı istifa etmeli

Sabih Kanadoğlu Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün “Türban için referanduma gidilsin” teklifine karşı çıkarak, “temel hak ve özgürlüklerin oylamaya sunulamayacağını ve laik devlet düzeninde din kurallarının hukuk kuralları olamayacağını” hatırlattı. Her ülkenin laiklik tanımının kültürel ve sosyolojik nedenlerle farklı olduğunun altını çizen Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı, Türk laikliğinde din işlerinin Diyanet İşleri Başkanlığı’na denetlenmek koşuluyla bırakıldığını belirtti. Sabih Kanadoğlu, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’a, Üniversiteler Arası Kurul’da üniversite rektörlerinin türbanla ilgili yorum yapmaması gerektiği yönündeki açıklamalarına sert çıktı. Kanadoğlu, “YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, rektörlere ’Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamayın’ dediği an yetki ve itibarını kaybetmiştir. YÖK Başkanı hemen istifa edip üniversiteleri rahat ettirsin” dedi.

Asıl olan inançtır

Şahin Filiz, Kuran’daki örtü sözcüğünün manası ve İslam’da kadının yeri ile ilgili şunları kaydetti: “Arapça ’hımar’ kelimesi örtü anlamına gelir ama başı örtmek diye açıkça belirtilmemiştir. Bu göğüsleri örtmek manasındadır. Baş örtmek manasında olsa da bu farz olarak algılanamaz çünkü belirtilmemiştir. Örtü, Yahudi geleneğinden gelen bir şeydir. Tevrat’ta onlarca ayette bir kadının nasıl örtüneceği en küçük detayına kadar anlatılır. Hatta örtüsüz dışarıya çıkan kadınların namusunu kaybedeceği bile yazılıdır. İslam dini açısından başını örten kadınla örtmeyen kadın arasında bir fark yoktur”

Selçuk Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Şahin Filiz, kimi kitaplarda yer alan “Kadın kocasının yanında örtüsünü açabilir” şeklindeki ifadeyi örnek göstererek “Allah neden böyle bir şey söylesin. Bu çok doğal bir durum zaten. Bazı yazarların bunu kanıt göstermesi saçma bir şeydir. Böyle bir konuda cevaz verilmez” dedi. Filiz, dini kitap kisvesi altında yazılan kitaplarda yer alan “Baş örtmemek büyük günahlardandır”, “Baş örtmek inanmak inanmamak arasında bir çizgidir”, “Örtülü kadın örtüsüz kadınla aynı ortamda bulunmamalıdır. Bulunursa örtüsüz kadın örtülünün kocasını baştan çıkarabilir” gibi ifadelerle kadınların psikolojik baskı altına alındığını ifade etti.

Hükümet gündemi örtme çabasında

Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu da, türbanın üniversitelere sokulmaya çalışılmasının gerçek nedenlerini ve bu çalışmaların nereye gittiğini gündeme getiren açıklamalar yaptı. Kanadoğlu, kişilerin devletten kendi inançları doğrultusunda özel düzenlemeler isteyemeyeceğini söyledi.
“Türkiye’de türban sorunu yok. Türbanı siyasete alet etme sorunu vardır” diye konuşan Sabih Kanadoğlu, “163. maddenin kaldırılmasıyla beraber dini ve kutsal değerleri kötüye kullananlara yaptırım gücünün ortadan kalktığını” kaydetti. Hukuk kurallarının din esasına göre düzenlenmesi
nin çok eskilerde kaldığını söyleyen Kanadoğlu, bunu yapmaya kalkmanın devleti laiklikten çıkaracağını dile getirdi. Kanadoğlu, türban meselesinin sürekli gündemde tutulmasının çok farklı nedenleri olduğunu açıkladı. Kanadoğlu’na göre, AKP,

  • Öncelikle muhtemel bir ekonomik krize bahane ararken türbanı sıcak bir mesele olarak tartışmalara açık tutuyor.

  • Tabanına türban konusunda elinden geleni yaptığını gösterip oy toplamaya çalışıyor.

  • AKP türban değişikliğini gerçekleştiremezse, yargıyı suçlayıp yine oy almayı planlıyor.

Seçmen kime güvenecek

Kanadoğlu’nun bu sözleri üzerine Hulki Cevizoğlu, şunları söyledi:

Ben dini siyasete alet etme konusunda AKP ile Cumhuriyet Halk Partisi arasında ya da diğer partiler arasında bir fark göremiyorum. CHP’nin de yıllardır alevi vatandaşlarımız üzerinden bir siyasi söylemi var. Diğerlerinin de hepsinin bir siyasi söylemi vardı. Deniz Baykal, 22 Temmuz’da gerçekleştirilen  genel seçimlerden bir hafta önce Posta Gazetesi’ne vermiş olduğu özel demeçte, ’Cumhurbaşkanının eşi türbanlı olabilir’diye açıklama yaptı. O zaman neden başı örtülü olanlar üniversitelere giremesin? CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın dünü ile bugünü tutarlı değil. Siyasette tutarlı olmanız lazım. Seçmen olarak kime güveneceğimizi şaşırdık.”

Yorum Yapın