Archive for the ‘Fethullah Gülen’ Category

h1

Danıştay saldırısı ve Ergenekon bağlantısını Alparslan Aslan yalanlıyor

Temmuz 15, 2008

İddianameye Danıştay saldırısının da girmesi tertibin tutarsızlığını bir kez daha gösteriyor. Bu iki olay arasında bağlantı bulunmadığı, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla netleşmişti. Danıştay suikasti sırasında piyasaya sürülen ve Mahkeme tarafından olmadığı net olarak saptanan Muzaffer Tekin ve Alparslan Arslan arasındaki bağlantı iddiası yine gazete ve televizyonlara servis edildi. Oysa Muzaffer Tekin, Danıştay suikasti sonrasında gözaltına alınmış, savcılık sorgusundan sonra konuyla ilgisi olmadığı saptanarak serbest bırakılmıştı.

Tertipçiler, tertiplerini kanıtlayacak yeni malzemeler üretmeye devam ediyor. İddianame açıklandıktan sonra aynı yerden servis edildiği anlaşılan bir metin bütün gazetelerde yer aldı. Danıştay suikasti ile Ergenekon arasında bağlantı kurulma çabası tertipçileri ele verdi. Çünkü tertip Danıştay suikastinin hemen ertesinde sahnelenmek istenmiş ancak başarılamıştı. İki olay arasındaki bağlantı, Danıştay davası sanığı Osman Yıldırım’ın Zekeriya Öz’e verdiği ifadeye dayandırılıyor.

Danıştay cinayeti hükümlüsü Osman Yıldırım ise sürekli ifade değiştirdi. Ankara 11′inci Ağır Ceza Mahkemesi de Danıştay saldırısının gerekçeli kararında “iki olay arasında herhangi bir bağlantı olmadığını, sanık Osman Yıldırım’ın da ifadelerine itibar edilmemesi gerektiğini” bildirmişti.  Tertipçiler, Muzaffer Tekin ile Alparslan Aslan arasında bağlantı olduğu iddiasını gündeme getirmiş ancak bu hiçbir şekilde kanıtlanamamıştı. Muzaffer Tekin, Danıştay olayı sonrasında gözaltına alınmış, Alpaslan Arslan ile ilişkisi araştırılmıştı.

İddia, Alpaslan Arslan ile Muzzafer Tekin’in olaydan önce telefonla görüşmeleri. Fakat polisin saptamasına göre olaydan 9 ay önce iki kişi arasında bir görüşme var. Konuşmanın içeriği ise olayla ilişki kurulabilecek bir mahiyet taşımıyor. Üstelik Hem Danıştay saldırganı Alparslan Arslan, hem de serbest bırakılan emekli binbaşı Muzaffer Tekin’in polis ve savcılık ifadelerinde, birbirleri ile herhangi bir ilişki içinde olmadığı görülüyor.

Arslan, Savcılık ifadesinde şöyle diyor: “Bu soruşturmada adı geçen Muzaffer Tekin isimli şahıs ile tanışımlığım olmamakla bir samimiyetim de yoktur. Bu olayı ben kendim icra edip gerçekleştirdim”. Muzaffer Tekin de polis ve savcılık ifadesinde Arslan’la bire bir ilişki içinde olmadığını belirtiyor.

Tekin şunları söylüyor: “Kendisiyle yaklşık bir yıldır görüşmüyorum. Büroma 3-4 defa gelip gitmişliği olmuştur. En son telefonla ne zaman görüştüğümü hatırlamıyorum ifadem sırasında 9 ay önce görüşme yaptığımı söylediler doğrudur.”

Saldırgan Arslan’ın üstünden çıktığı iddia edilen uydurma kimlikler, sorgu sırasında maksatlı soruların yöneltilmesi tertibin başından beri yalanlar üstüne kurulduğunu ortaya çıkarıyor. Ankara’da başlayan tertip istenilen başarıya ulaşamıyor ve İstanbul’da uygun savcılar ve ortam hazırlanarak buraya taşınıyordu. Tertibin İstanbul ayağı ise, Ümraniye’de ele geçirilen 27 el bombasıyla başlatılıyordu. Operasyonların, AKP’li yöneticiler tarafından dikkatli bir biçimde izlenmesi ve Erdoğan’ın yaptığı şu açıklama tertibin arkasında kimlerin olduğunu açığa çıkarmaya yetiyor :”Ergenekon ve Danıştay saldırısı ile ilgili bağlantıları savcılara sunduk ancak savcılar bu bağlantıyı kuramıyor”..

Ulusal Kanal

h1

Hilmi Özkök çuval olayını neden anlatmıyorsun?

Temmuz 15, 2008

Döneminde askerinin başına çuval geçirilen Hilmi Özkök artık her konuda konuşuyor ama bu ‘olayda’ susuyor…

Fikirleriyle ışık tutuyor

EMEKLİ olduktan sonra köşesine çekilen ve sadece sürpriz anlarda (Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’ın önemli bir açıklama yapacağı günlerde) ortaya çıkan Hilmi Özkök, şimdilerde manşetlerden inmiyor. Gündemdeki soruşturmadan, darbe iddialarına kadar her konuda önemli fikirler beyan ediyor.

Bütün gözler üzerinde

Çankaya Köşkü’ne çağrılarak şereflendirilen emekli Hilmi Özkök, ne hikmetse 4 Temmuz 2003’te Irak’ın kuzeyindeki Süleymaniye’de 11 Türk askerinin başlarına çuval geçirilmesiyle ilgili hiç konuşmuyor. Kamuoyu, “Özkök hazır açılmışken bu olayın iç yüzünü anlatsa da öğrensek” diyor.

Çuvalı da anlatacak

Görevi döneminde askerinin başına çuval geçirilen tek Genelkurmay Başkanı olan emekli Hilmi Özkök, Ümraniye soruşturması ile ilgili açıklamalarıyla yeniden gündemde.

Her konuda açıklama yaparak dikkatleri üzerine toplayan Özkök’ün 4 Temmuz 2003’deki çuval olayı hakkında ne zaman açıklama yapacağı ise merak konusu.

Haber:Macit SOYDAN

Emekli olduğu gündem beri sık sık açıklama yaparak gündemdeki yerini koruyan Genelkurmay eski Başkanı Hilmi Özkök bu kez de Ümraniye soruşturması ile ilgili açıklamalarıyla dikkatleri üzerine çekti. Görevi döneminde gerçekleşen Çuval Olayı ile ilgili açıklama yapmaktan ısrarla kaçınan Özkök, son bir kaç gün içerisinde şu haberlerle gazete sütunlarına konu oldu:

Akil adamlar konuşsun

*İlk olarak Milliyet gazetesi’nden Fikret Bila’ya konuşan Özkök, Ümraniye soruşturmasıyla ilgili olarak sorulara şöyle karşılık verdi: “Son zamanlarda ülkemizde cereyan etmekte olan olaylar halkta büyük bir endişe yaratmıştır. Bu endişenin büyüklüğünün nedenlerinden en önemlisi, olup bitenlerin sebep ve muhtemel sonuçlarının yetkililerce halka, onların anlayabileceği bir dille, anlatılamamasıdır. Resmi bir aktörün,ortalığa çekidüzen verecek bir hareketi,gerçekleştirmesi kaçınılmaz hale gelmiştir. Ama bu görevin yerine getirilmesine katkıda bulunabilecek, halkın güvenini kazanmış, politik beklentileri olmayan diğer akil adamların da davet beklemeksizin devreye girmesi bir zorunluluk haline gelmiştir.”
Var da demem yak da..

*Ümraniye soruşturmasında önemli yer tutacak Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek’e ait olduğu öne sürülen günlüklerde yer alan darbe hazırlığı ile ilgili olarak, ne vardır, ne yoktur derim. Başka bir ifadeyle ne teyit ederim, ne tekzip ederim. Benim söyleyebileceğim budur.

*Bir taraf, “Günlükler Özden Amiral’e ait” diyor. Amiral ise, “Benim ilgim yok, bana ait değil” diyor. Ben amirale itibar edilmesi gerektiğini düşünüyorum. “Bana ait değil” diyorsa, amirale itibar etmek lazım.

Tanıklık ederim iması

*Özkök, Bila’nın, “Mahkeme tanıklığınıza başvurmak isterse, tanık olur musunuz” sorusuna ise şu karşılığı veriyor: Onu o zaman düşünürüz. Hukuki mekanizmayı bilmiyorum. Eğer benim Genelkurmay Başkanlığı dönemimle ilgili bir tanıklık istenecekse, o zaman belki Genelkurmay’ın devreye girmesi gerekebilir. Tanıklık için Genelkurmay’a başvurmaları gerekebilir. Genelkurmay adli müşavirliği bir değerlendirme yapar, ona göre hareket edilir diye düşünüyorum. Ama, dediğim gibi, hukuki mekanizmayı da tam bilmiyorum. Ben hukukçu değilim. Bunları da tahmini olarak söylüyorum. İncelemiş değilim.
Güzergahım değiştirildi

*Emekli Genelkurmay Başkanı Aktüel dergisinde çıkan ve kendisine 3 Şubat 2004 günü suikast düzenleneceği ancak girişimin boşa çıkarıldığı yönündeki haberlere de değindi: “Bu yeni bir haber değil. Chronicle dergisinde çıktı. O zaman da basına yansımıştı. Benim konumumdaki kişilere karşı böyle girişimler olabilir. Güvenlikten sorumlu arkadaşlar önlemlerini alırlar. Çoğunlukla da komutana söylemezler bile. Tedirginlik yaratmamak için. O tarihlerde benim güzergâhım zaman zaman bir önlem olarak değiştirilirdi.

Kayıt altına aldırmadım

*Şener Eruygur’u makamına çağırıp darbe toplantılarına ilişkin görüntü izlettirdiği yönündeki iddiaları da değerlendiren Özkök şunları kaydetti: ” Yargıya intikal etmiş konularda bir şey söylemem doğru olmaz. Basında yazılıp çiziliyor, yorumlar yapılıyor, iddialar yer alıyor. Bunlar yargının alanına giriyor. Şu kadarını söyleyeyim, ’Ben, komutan arkadaşlarımın hiç birisini kayda alın diye emir vermedim. Kayda aldırmadım. Bu benim yapıma uygun bir davranış değildir.

Cumhurbaşkanı Gül’le görüştü

*Fikret Bila’ya yaptığı açıklamaların ardından Çankaya Köşküne çıkarak Cumhurbaşkanı Gül’le görüşen Özkök, 2,5 saatlik görüşmenin ardından da gazetecilere konuştu. Gül’le “memleketin durumu hakkında ufuk turu yaptıklarını” ifade eden emekli Genelkurmay Başkanı, “Cumhurbaşkanımız tarafından davet edilmek benim için bir şereftir” diye yanıtladı. Bir gazetecinin, “Darbe günlükleri ile ilgili ifade vermeyi düşünüyor musunuz?” sorusuna Hilmi Özkök, “Onu söyledim, ben kasaptaki ete soğan doğramam. Büyüklerimden öyle duydum. Günü gelir konu olursa o zaman bakılır” yanıtını verdi.

İngilizce cevap

Emekli Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök son olarak da Radikal gazetesi yazarı Murat Yetkin’e konuştu. Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Şener Eruygur’un darbe planları yaptığını yüzüne vurduğu haberleri konusunda yorum yapmaktan kaçınan Özkök, Aktüel dergisinde yayımlanan haber üzerine; “Bu konuda hiçbir şey söylemem. İngilizce ’No comment’(’Yorum yok’-my) diyorlar ya, işte öyle. Ne doğrularım, ne yalanlarım da demiyorum, yorum yapmıyorum, hiçbir şey söylemiyorum” dedi.

Emekli paşanın intikam turu

Vatan gazetesi yazarı Can Ataklı, Hilmi Özkök’ün açıklamalarını işte böyle yorumladı:

Birkaç gündür kamuoyu eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök’ün Ankara turunu ve sözlerini tartışıyor. Emekli general beklenmedik bir anda ortaya çıkıp “âkil adam arayışını” dile getirdi, Ergenekon konusunda “kafa karıştırıcı” beyanlarda bulundu ve sanki şu andaki Genelkurmay Başkanıymış gibi Çankaya Köşkü’nde ağırlandı.

Paşanın en önemli sözü ise “Darbe vardır ya da yoktur diyemem” cümlesi oldu. Doğal olarak herkes bunu “Paşa aslında darbe girişimi olduğunu doğruluyor” şeklinde algıladı. Zaten başka türlü algılanması da mümkün değil.

Ancak bu cümle bana göre aslında Özkök’ün içinde bulunduğu açmazdan dolayı sarf edildi. Çünkü eğer Özkök “Evet darbe girişimi vardı” dese sorumlu olacaktır. Eğer iddia edildiği gibi böyle bir niyet varsa ve Özkök de bunu biliyorsa, dönemin Genelkurmay Başkanı sıfatıyla soruşturma açması ve sorumluları askeri mahkemeye göndermesi gerekecekti. Yani bir darbe girişimi olduysa Özkök görevi ihmal etmiş duruma düşer. Daha da kısası Özkök bu durumda suçlu olacaktı.

Buna karşın Özkök, “Böyle bir girişim olmadı” deseydi bu kez tutuklanan emekli orgeneraller hakkındaki iddiaların büyük bölümü çürümüş olacaktı. Özkök bunu yapmak istemedi. İşte mesele de bu zaten.

Gözlediğim kadarıyla Özkök bir taraftan kafa karıştırırken diğer taraftan da zamanında kendisine diş bilediklerini düşündüğü eski silah arkadaşlarından intikamını alıyor.
Şener Eruygur ve Hurşit Tolon ile diğer pek çok generalin Özkök’ün Genelkurmay Başkanı olduğu dönemdeki yönetiminden fevkalade rahatsızdı. Bunu çeşitli vesilelerle dile de getirmişlerdi. Hatta bazı komutanların aralarında konuşurken Özkök’ü “İsmail Dümbüllü” ye benzettikleri de söylenir.

Özkök’ün Fethullah Gülen tarikatına çok yakın olduğu hatta Gülen’in “Özkök Paşa gelince rahatlarız” dediği kamuoyunda da yankı yaratmıştı. Erdoğan’ın da Özkök’e “Hocam” diye hitap etmesi ise zaten işin tuzu biberiydi.

Şimdi şartlar Özkök’ten yana. Üzerine hiçbir sorumluluk almadan dilediği gibi konuşuyor ve AKP yandaşlarına malzeme veriyor. Belki de “Benim cumhurbaşkanlığıma karşı çıktınız, şimdi bedelini ödeyin” demek istiyordur.

Çuval pratik bir çözüm

4 Temmuz 2003 günü Kuzey Irak’ın Süleymaniye kentinde karargah kurmuş bulunan 11 Türk askeri ve Türkmen mihmandarları, Peşmerge destekli ABD askerleri tarafından başlarına çuval geçirilerek gözaltına alınmışlardı. Süleymaniye’den alınarak Bağdat’a götürülen Türk askerleri sorguya ve işkenceye maruz bırakılmışlardı.11 Türk askeri toplam 60 saat ABD askerleri tarafından alıkonulmuştu. Dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ise emekli olduktan sonra Çuval olayıyla ilgili olarak bir kere konuşmuş, O konuşmasında da şu sözleriyle tepki çekmişti: “Ben ABD’lilerin çuval olayının bizi bu kadar rencide edeceğini bildiklerini de zannetmiyorum. Çünkü onlar için bu çok normal. Göz bağlamak yerine, tamamen pratik bir çözüm. Bu çuval da değil, görmesini engelleyecek bir poşet. Türk gururunu çok sarstı.”

Suikast haberi balon çıktı

Aktüel dergisi son sayısında çıkan “3 Şubat 2004’te CIA, Özkök Paşa’ya suikast yapılacağını haber verdi.Ankara Merkez Garnizon Komutanı Tuğgeneral Fehmi Büyükbayram ise Özkök Paşa’nın kullandığı yol güzergahını değiştirip yoğun güvenlik önlemleri alarak girişimi boşa çıkarttı” iddiası yalanlandı. Dönemin Garnizon Komutanı Büyükbayram Vatan gazetesine yaptığı açıklamada “Hiç böyle bir şey yok. Bana inanın. Hilmi Özkök Paşa’ya özel bir program uygulandığını hiç hatırlamıyorum. Suikast olayını ben ilk kez gazeteden öğrendim. Bu iddia daha önce de gündeme gelmişti ama böyle bir şey olmadı. Yaptığımız TSK’nın her zaman yaptığı olağan tedbirlerdi” diye konuştu

CIA uyarı yok

O dönem Ankara’da o kadar çok canlı bomba ihbarı gelirdi ki Genelkurmay Başkanı Özkök Paşa’nın güvenliğine yönelik ne tedbir alındıysa komutanların güzergahlarını da sık sık değiştirdik, korumalarını artırdık. Kendi görevim açısından gerekli emniyeti aldık.” diyen Büyükbayram, “CIA uyardı.” söylemlerini de kesin bir dille tekzip etti: “Benim bu konuda bir malutamım yok. Biz ihbarları emniyetten alıyorduk. Emniyet, Genelkurmay Başkanlığı’na bildirir. Genelkurmay’dan da bize emirler geliyordu.”

Kaçamak cevap verdi

Özkök, Eruygur’u izlettiğİ haberini de yalanladı. Özkök, “Ben astlarımı izletmedim. Bunu yaparsanız, kimse size güvenmez. Ben astlarıma güvendim ve güvendiğimi de hep onlara gösterdim. Mesela astlarıma güvendiğimi göstermek için Karadeniz üzerinde uçarken havada yakıt ikmali yaptırdım. O doğru değil. Diğer kısmı üzerinde de hiçbir şey söylemiyorum” dedi. Özkök, halen Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu bulunan emekli orgeneral Eruygur’un kendisini izlettiği yolundaki haberleri hatırlatarak, bu yönde bir saptaması, ya da kendisine verilen bir istihbarat olup olmadığı sorumuza da “Buna da no comment diyorum. Bu konuda da hiçbir şey söylememiş oluyorum” dedi.

Yeniçağ Gazetesi

h1

Hilmi Özkök : “AKP gitmelidir ” demiş

Temmuz 15, 2008

Bu hükümet gitmelidir’ demiş!

Emekli Hilmi Özkök’ün, Genelkurmay Başkanı olduğu dönemde AKP’nin iktidardan gitmesini istediği ileri sürüldü

Basın tarafından Ümraniye soruşturmasıyla ilişkilendirilen ve eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek’e ait olduğu ileri sürülen “darbe günlükleri” ile ilgili ilginç bir ayrıntı ortaya çıktı. Vatan gazetesinin bu günlüklere dayandırarak verdiği haberine göre, 3 Aralık 2003’teki Yüksek Askeri Şura (YAŞ) Hazırlık Toplantısı’nda, katılımcı komutanlar arasında ilginç diyaloglar yaşandı. Dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, kıdem sırasına göre silah arkadaşlarının görüşlerini dinledikten sonra şu görüşleri dile getirdi:

Demokratik yolla!

Teşekkür ederim, herkesin aynı fikirde olması güzel. Ben yüzde sekseni ile aynı fikirdeyim. Ama katılmadığım noktalar var. Açık konuştuğunuz için hepinize teşekkür ederim. Muhtıra vermeye niyetim yok. Bu hükümet gitmelidir. Demokratik yollardan bu işi halledeceğiz. Yapabileceğimiz bir çok şeyin olduğuna da inanıyorum.

Öymen’den Hilmi Özkök’e ince gönderme

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, isim vermeden son günlerde ilginç açıklamalar yapan emekli Genelkurmay Başkanı Hilmi Özök’e uyarılarda bulundu. Bursa’da Nilüfer ilçe örgütünde düzenlediği basın toplantısında, Ümraniye soruşturmasına ilişkin açıklamalarda bulunan Öymen, Türk Silahlı Kuvvetlerini (TSK) birbirine düşürmeye, komutanlar arasında görüş ayrılıkları varmış izlenimi vermeye çalışanların mutlaka başarısızlığa uğrayacağını söyledi.

Töhmet altında bırakma


Öymen, şu sözleriyle de son günlerde açıklamalarıyla dikkatleri üzerine toplayan Genelkurmay eski Başkanı Hilmi Özkök’e göndermelerde bulundu: “TSK’nın birliğini, bütünlüğünü, disiplinini, hiyerarşik yapısını korumak, yalnızca askerlerin görevi değil, herkesin görevidir. Bunun içine emekli subaylar da girmektedir. TSK’nın içindeki birlik, bütünlük, disiplin ve dayanışma duygusu hakkında kamuoyunda kuşkular uyandıracak açıklamaların, TSK ve Türk devletine zarar vereceği kanısını taşıyoruz. TSK’yı, geçmiş ve bugünkü komutanları töhmet altında bırakacak davranış ve sözlerden herkes kaçınmak zorundadır”.

h1

Fetullahçı Abant platformu PKK’ya af istedi.

Temmuz 9, 2008

Fethullahçıların desteklediği Abant Platformu toplantısını sonuç bildirgesinde PKK’ya af istendi. Abant Platformu’nun ”Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak” konulu 17. toplantısının, sonuç değerlendirmesi açıklandı.

Bolu Abant Palace Otel’de iki gün süren toplantıların ardından hazırlanan bir bildiri yayınlamak üzere toplanan düzenleme kurulu üyeleri, açıklanacak olan metnin ‘’sonuç değerlendirme” olarak adlandırılmasını kararlaştırdı. Prof. Dr. Mete Tunçay, Altan Tan ve Prof. Dr. Mümtazer Türköne tarafından açıklanan sonuç değerlendirme metninde, ”Kürt sorununun Türkiye’nin öncelikli ve en önemli sorunlarından biri olduğu” savunuldu.

Apant Platformu Düzenleme Kurulu Üyesi Altan Tan tarafından okunan metinde, sorununun çözüm yoluna girmesinin, sağlıklı bir diyalog ortamının oluşması, ön yargıların yıkılması ve karşılıklı güvenin tesis edilmesine bağlı olduğu kaydedilerek, platformun amacının çözüm için elverişli bir iklim, dil ve zeminin oluşmasına katkıda bulunmak olduğu aktarıldı. Metinde yer alan şu iki ifade ise çok dikkat çekti:

”Kapsamlı bir af kanunu koşullarının oluşturulması gereklidir. Kürt Federe yönetimi ile her türlü dostane ilişkinin geliştirilmesini elzem görüyoruz.” Platform bildirisinde etnik ayrımcılığın desteklenmesine de yer verildi. Bildiri deki ”Kürtlere yönelik asimilasyon politikalarını reddediyoruz” cümlesi, bazı katılımcılara yetmedi ve onların talepleri doğrultusunda, ”Kürtlere ve diğer unsurlara yönelik asimilasyon politikalarını reddediyoruz” şeklinde değiştirildi.

h1

Savcı Zekerriya Öz Fethullahçı mı?

Temmuz 9, 2008

Ergenekon soruşturmasını yürüten Savcı Zekeriya Öz’ün Fethullahçı olduğuna dair iddialar gündemde. Sözcü Gazetesi’nde “tesbih Çeken Savcı” başlığıyla yayımlanan yazıda Savcı’nın açıklama yapması gerektiği belirtiliyor. Gazeteci Tufan Türenç de soruşturmayı yürüten savcılığın süreci, keyfi bir şekilde uzattığına dikkat çekti.

SÖZCÜ GAZETESİ:

Milliyet gazetesi yazarı Can Dündar’ın, Ergenekon soruşturmasını yürüten Savcı Zekeriya Öz hakakında yazdıklarını şaşkınlık ve endişe içinde okuduk. Bir Cumhuriyet Savcısı nasıl olurda böyle savcılık ciddiyetine uymayan bir biçimde ifade alabilir. Can Dündar altı ay kadar önce savcılığa çağrılıyor. Sebep, yazdığı bir kitap nedeniyle bilgisine başvuruluyor. Ancak Savcı Zekeriya Öz bu bilgi alma işlemini sorguya çeviriyor. Kitapla ilgisi olmayan birçok soru soruyor. Can Dündar, iki buçuk saat süren sorgu sırasında dikkatini en çok çeken şeyin Savcı Zekeriya Öz’ün sürekli tesbih çekmesi olduğunu yazdı. Ergenekon soruşturmasını yürüten Savcı Zekeriya Öz’ün Fethullahçı olduğuna dair yoğun iddialar var. Bu iddialara karşı bir açıklama gerekmez mi? Bir Cumhuriyet Savcısı tarikat mensubu olabilir mi? Bir meşlektaşımız, savcı Zekeriya Öz konusunda: “Can Dündar’ın yazısını okurken ürperdiğimi hissettim. Hiç kuşkum yok bu savcı hepimizi gözaltına aldırabilir ve sorgulayabilir” diye yazdı.

Gazeteci Tufan Türenç de dün kaleme aldığı yazısında Savcı Zekeriya Öz’ün Fethullahçı olduğuna dair iddiaların olduğunu yazdı. Türenç’in kaleminden çıkan çarpıcı cümleler şöyle:

TUFAN TÜRENÇ:

“12 aydır hapiste yatan insanların çoğu suçlarının ne olduğunu bile bilmiyor. Soruşturmayı yürüten savcılığın süreci keyfi bir şekilde uzatması, ucunu açık tutması hukuk sistemimizi ciddi şekilde zedelemiştir. Savcılığın uygulamasının yasalara aykırı olduğunu söyleyen bazı hukukçular, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz hakkında soruşturma açılmasını istiyorlar. Soruşturmayı yürüten savcı Zekeriya Öz’ün Fetullahçı olduğuna dair yoğun iddialar var. Milliyet Gazetesi yazarı Can Dündar’ın bu savcı ile yaptığı konuşmayı aktaran yazısını dehşetle okuduk. 2.5 saat süren konuşma sırasında savcı Öz’ün sürekli tespih çekmesi, Can Dündar’ı bilgisine başvurmak amacıyla çağırmasına karşın bir zanlı gibi sorgulaması, bazı bilgileri karıştırması dehşet verici. ”

Ulusal Kanal